Her yıl 586 bin kadın gebelik ve doğuma
bağlı nedenlerden ötürü yaşamını yitiriyor
Türkiye’de de bebek ölüm hızının 1978’de binde
43, anne ölüm hızının yüz binde 150 dolaylarından,
bugün bebek ölüm hızının binde 33’e ve anne ölüm
hızının ise yüz binde 25-30’a düştüğü kaydedildi.
Dünyada her yıl yüzde 99’u gelişmekte olan
ülkelerde olmak üzere 586 bin kadının, gebelik ve
doğuma bağlı nedenlerden ötürü yaşamını yitirdiği
belirtildi. Dünyadaki tüm doğumların yüzde 85’inin,
tüm çocuk ve yeni doğan ölümlerinin yüzde 95’inin ve
anne ölümlerinin yüzde 99’unun gelişmekte olan ve
geri kalmış ülkelerde olduğu ifade edildi.
Kavaklıdere Bayındır Hastanesi Kadın Hastalıkları
ve Doğum uzmanı Doç. Dr. Kemal Göl, kadının, gebelik
döneminde ve gebelikten sonra tıbbi açıdan özel
bakıma ihtiyacı olduğunu, tıbbi kontrollerin ihmal
edilmemesi gerektiğini söyledi. Bu dönemlerde
meydana gelen hastalıkların, geri dönüşü mümkün
olmayan sonuçlar doğurabileceğini hatta anne ve
bebek ölümüyle sonuçlanabileceğini ifade eden Göl,
“Ne yazık ki anne ölümlerinin tamamına yakını uygun
tıbbi bakım ile önlenebilir ölümlerdir” dedi.
Göl, Türkiye’de dahil olmak üzere gelişmekte olan
ülkelerde en önemli anne ölüm nedeninin, doğum sonu
kanamalar, gebelikte yüksek tansiyon ve doğum sonu
veya gebelik döneminde görülen enfeksiyonlar
olduğuna dikkati çekti.
Her yıl yüzde 99’u gelişmekte olan ülkelerde
olmak üzere dünyada toplam 586 bin kadının, gebelik
ve doğuma bağlı nedenlerden ötürü yaşamını
yitirdiğini belirten Göl, “Dünyadaki tüm doğumların
yüzde 85’i, tüm çocuk ve yeni doğan ölümlerinin
yüzde 95’i ve anne ölümlerinin yüzde 99’u gelişmekte
olan ve geri kalmış ülkelerde olmaktadır” diye
konuştu.
“TÜRKİYE’DE ÖLÜM ORANLARI DÜŞÜYOR”
Göl, “Türkiye’de doğumların yaklaşık yüzde
15-20’sinin, gebenin başında hiçbir sağlık personeli
olmadan uygunsuz şartlarda, evde geleneksel ebeler
yardımıyla veya kendi başına yapıldığını, kayıtlara
bile işlenemediğini” dile getirerek, şunları
kaydetti:
“Ülkemizde, bebek ölüm hızı binde 33 ve anne ölüm
hızı ise yüz binde 25-30 dolaylarındadır. Hedef bu
değerlerin 10’un altına düşürülmesidir. Anne ölüm
hızının en yüksek olduğu bölge yüz binde 68.3 ile
Kuzeydoğu Anadolu ve Doğu Karadeniz olarak
bulunmuştur. Anne ölüm hızının en düşük olduğu bölge
ise yüz binde 12.4 ile Batı Anadolu’dur. Bu oran
kentlerde yüz binde 28.2 iken kırsal bölgelerde yüz
binde 53.7 olarak hesaplanmıştır.(Ulusal anne
Ölümleri Çalışması 2005)
TC Sağlık Bakanlığının yaptığı çeşitli çalışmalar
ve kampanyalarla (aşı, ishal, güvenli annelik, yeni
doğan resusitasyon programı vb) bu değerler çok
yakın geçmişteki değerlerine oranla belirgin olarak
düşmüştür. Bebek ölüm hızı 1978’de binde 43, anne
ölüm hızı ise yüz binde 150 dolaylarından bugünkü
değerlere düşmüştür.”
“SIK ARALIKLARLA DOĞUM YAPMAK ÖLÜM
RİSKİNİ ARTIRIR”
Göl, yaklaşık 1 sene gibi sık aralıklarla doğum
yapmanın, 1-5 yaş arası çocuklarda ölüm riskini
yüzde 70-80 oranında artırdığını belirterek, 18
yaşından genç doğum yapan annelerde de bebek doğum
ağırlığının düştüğüne ve ölüm riskinin yüzde 24
arttığına dikkati çekti.
İlk doğum yaşının 18’e ertelenebilmesinin, bebek
ölüm riskini yüzde 20-30 azaltacağını kaydeden Göl,
Türkiye’de 15 yaşında anne olanların tüm evli ve
anne olan kadınlara oranının yüzde 1.8, 17 yaş için
yüzde 8.8 ve 19 yaş için yüzde 23 olduğunu söyledi.
Göl, bu oranın yüksek olduğunu belirterek, “Oysaki
15-25 yaşlar arası doğumlarda anne ölüm riski 25-35
yaş arası doğumlara oranla 4 kat daha fazladır”
dedi.
“DÜZENLİ GEBELİK TAKİBİ ŞART”
Gebe takibinin yapılmadığı durumlarda, anne
ölümlerinin engellenemediğini vurgulayan Göl,
gebelik dönemindeki düzenli kontrollerle, hem bu
dönemde hem loğusalık döneminde gelişebilecek
komplikasyonların erken tanı ile tedavi
edilebilineceğini kaydetti.
Göl, her kadının mümkün olduğunca gebe kalmayı
planladığı anda (gebe kalmadan önce) bir sağlık
kuruluşuna başvurması, gereken incelemeleri
yaptırması gerektiğini belirterek, şu önerilerde
bulundu:
“Anne ve bebek ölümlerinin makul düzeylere
indirilebilmesi, takipsiz gebeliklere ve sağlık
personeli yardımı olmadan yapılan doğumlara bağlı
gelişebilen ölü doğumların, sakatlıkların, spastik
bebeklerin, kalıcı problemlerin olmaması için her
kadın gebe kalmadan 3 ay öncesinden başlamak
kaydıyla gebelik süresince düzenli muayene olmalı ve
doğumu mutlaka bir sağlık kuruluşunda
yaptırılmalıdır. İlk gebelik yaşının 18 yaş üzerinde
tutulabilmesi, gebelikler arası sürenin en az 2 yıl
olması ve aile başına çocuk sayısının 2 veya 3 ile
kısıtlanabilmesi (başka çocuk istemeyen ailelerde
modern aile planlaması yöntemleri ile) ve sağlık
personelinin bu hizmet hakkında motive edilebilmesi
ile ülkemizde anne ve yeni doğan ölümleri, doğumlara
bağlı gelişen sakatlıklar önemli oranda
azalacaktır.”
AA |